
Can Dündar
Ada
Sabırlar taşarken...
Bürodan çok sevdiğimiz bir arkadaşımız Şırnak'ta asker...
Ateş düştüğü yeri yakıyor ya... Pazar akşamı Şırnak'ta çatışma haberini alınca geçirdiğimiz dakikalar bile, bu kanlı tezgâhta yakınlarını yitirenlerin neler hissettiklerini çok daha iyi anlamamıza yetti.
Önce yoğun bir kaygı...
Giderek tarifsiz bir keder...
Ardından çaresiz bir öfke...
* * *
Başbakan'ın "Önümüzdeki ay, Amerika'da Sayın Başkan'la bu konuları konuşacağız" demesi, mesela Şırnak'tan her an kara haber bekleyen bir asker ailesini ne kadar rahatlatmıştır, değil mi(!)
Artık böyle "Dur bakalım" demeçleriyle ya da güvenlik zirvelerinin beylik açıklamalarıyla bir yere varılamayacağını herkesin gördüğü noktadayız.
Sabırlar taşıyor.
Sınır ötesi harekât için kamuoyu baskısı artıyor.
Asker, göz göre göre, neredeyse zorla Kuzey Irak batağına çekiliyor.
Ben de sorunun sınır ötesinde değil, içeride olduğuna inanıyorum; ama bunu söylemek, günbegün yaşanan acılara çare olmuyor.
* * *
Türkiye, hiç güvenmediği Amerika'dan hâlâ medet umuyor. Oysa Arap dünyasının etkili gazetesi El Hayat, ABD'nin bu operasyona neden göz yummayacağını gayet net özetledi geçen gün:
1)Türk askeri harekâtı, işgal yönetiminin Irak'ın bağımsızlık taahhüdüne zarar verir.
2) Harekât, Türkiye'yi yeni bir Kıbrıs trajedisine çekebilir.
3) Kürt yönetimi askeri müdahaleye silahla direneceğinden, harekât Türk-Irak sınırındaki güvenliği daha karmaşık hale sokar.
4) Bu harekât Irak'ın başka bölgelerine müdahaleye zemin hazırlar.
5) Türkiye'nin kendi içinde büyük bir ateşi tutuşturabilir.
* * *
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu'nun (USAK) haziranda hazırladığı "Kuzey Irak Operasyon Raporu" da benzer sonuçlara varıyor:
* * *
Biri dışarıdan, biri içeriden, birbirini destekleyen iki yorum...
Hükümet çaresizce seyrettiği için sorun, "Ya terör ya harekât" sarkacında sıkışıp kalıyor.
Dün bir bölge milletvekilinin söylediği gibi, "AKP, Güneydoğu'da oyların çoğunu alan parti olarak seçmenini küstürmeyecek bir çözüm arıyor."
Bu durum, onu zorda bırakıyor gibi görünse de aslında eline çözüm için önemli bir koz da veriyor:
Bu seçmen desteğiyle, olayın tüm (ekonomik, sosyal, diplomatik, güvenlik, kültürel) boyutlarını bir arada ele alan, kapsamlı bir çözüm paketi ve derli toplu bir açılım politikasıyla ortaya çıkabilir.
Çare için en geniş mutabakatı arayabilir.
Bu yol, "Dur bakalım, Bush'la konuşacağız"dan hem daha etkili, hem de daha itibarlıdır.
can.dundar@e-kolay.net

Cafe