
Taha AKYOL
Objektif
Atatürk, devletçilik, piyasa
MİTİNGLER piyasa ekonomisinin yarattığı orta sınıfın önemli bir bölümünü yansıtıyor: Batılı hayat tarzını benimsemiş, Batılı ünlü markalardan giyinen, dünyaya açık milyonlar... Atatürk posterleriyle meydanları dolduran bu milyonlar, şu söze ne derlerdi acaba?
"6 Ok, yeryüzünün iki büyük devriminin muhteşem sentezidir!"
İki büyük devrim; Milli Mücadele ve Bolşevizm... Demek ki Atatürk, Milli Mücadele ruhu ile Bolşevizmi ya da Leninizmi "sentez" yapmış, buna da "6 Ok" demiş!
Bu iddianın sahibi, mitinglerin hatiplerinden Prof. Alpaslan Işıklı'dır. Tam metnini görmek isteyenler, Doğu Perinçek'in çıkardığı dergiye bakabilir. (Teori, Kasım 2003)
Gerçi 6 Ok öyle uzun boylu teorik çalışmaların ürünü bir "sentez" değildi. Sivas'a giderken tren sohbetinde liberalizme karşı 6 ilke belirlenmişti; 5 veya 7 de olabilirdi. Yakup Kadri'nin belirttiği gibi, sonradan "6 Ok'lu filamayı icat eden" ise Recep Peker olacaktı.
Neyse... Önemli olan şu: 6 Ok, Bolşevizmle yapılmış bir sentez miydi?
Bolşevizm ve İslam
Sayın Işıklı elbette saygın bir kişiliktir. Sayın Cumhurbaşkanı tarafından da YÖK üyeliğine atanmıştır. Yine de Işıklı'nın bu cüretkâr "sentez" iddiası tartışılmalıdır; çünkü meydan konuşmalarında Bolşevizmden bahsetmiyor ama otoritarizmi ve kapalı ekonomiyi hırsla savunuyor.
Işıklı'ya göre, Milli Mücadele'ye destek konusunda "Lenin'in ayrı bir yeri vardır." Atatürk Bolşevizmi öven sözler söylemiştir. Bunlar önemli ölçüde doğrudur.
Hatta Atatürk, Bolşeviklerle konuşurken Bolşevizmi benimsediğini ve zaferden sonra "Bolşevizme benzeyen" bir rejim kuracağını bile söylemiştir!
Ama bunlar, Işıklı'nın iddiasının aksine, ideolojik bir tercih değildi; yardım almak için yaptığı bir taktikti! Aynı Mustafa Kemal, Şeyh Senusi'yle, İran veya Afgan sefirleriyle, Hint Müslümanlarıyla görüşmelerinde İslam dini için mücadele ettiğini söylemişti!
Halbuki Atatürk ne Bolşevikti ne de İslamcı! Zaferden hemen sonra da "Garb'a teveccüh etmiş Türkiye" diye konuşmaya başlamıştır zaten.
Çağımıza bakmak
Lozan sürecinde toplanan İzmir İktisat Kongresi'nde Atatürk yabancı sermayeyi çağırdı, özel sektörü övdü. Bunu Işıklı da biliyor ama diyor ki:
"İzmir İktisat Kongresi'nin metinleri, Atatürk'ün çizgisinin özünü yansıtmaz! Vitrin süsüdür!"
Peki 1920'ler boyunca uyguladığı politika?! 1930'larda "devletçilik" yoluyla özel sektöre verdiği destek, dış borç alma ve yabancı sermaye getirme politikaları?!.
Hayır, ille de Bolşevizm-Kemalizm "sentez"i!
Hem de bu ideolojik kurguya "Atatürkçülük" diye etiket yapıştırarak!
Şunu önemle belirteyim: Atatürk'ün veya çağdaşı Roosevelt'in iktisat politikaları iktisat tarihinin konusudur! Onlara veya tarihin herhangi bir dönemine bakarak ebediyen geçerli olacak iktisadi doktrinler inşa edilemez! Biz, kendi yaşadığımız çağın ekonomik dinamiklerine bakarak, araştırarak düşünmeliyiz.
Dışa açık piyasa ekonomisi ve liberal demokrasi... Bunlara karşı çıkmak da savunmak da mümkün; ama çağımızın verileriyle, çağımızın bilgileriyle!
Atatürk'ün büyük karizmasını herhangi bir doktrin için 'kullanmak' yanlıştır. Dahası, Türkiye'yi kapalı ekonomiye ve 'jakoben demokrasi'ye sürüklemek, kapkara bir felaket getirir!
t.akyol@milliyet.com.tr

