Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Mart 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sürüden ayrılan sperm bankasına...

"Yalnız insanlar" insanlığın kaderini değiştirebilirdi. Ama üremiyorlar ki!


tubakyol@yahoo.com

Yalnız bir İngilizle tanıştım. Hakikaten yalnız biri. Günlerini kitap okuyup erkenden uyuyarak, sabahın köründe uyanıp uzun yürüyüşlere çıkarak geçiren biri. Kendini kötü hissettiğinde bile
yalnız başına oturup geçmesini bekleyen biri. Market kasiyeri dışında kimseyle bir çift laf etmeden iki hafta geçirebilen biri.
Oturup bana bunları anlatmadı tabii.
Bunları bana birkaç aydır birlikte olduğu ama ancak birkaç hafta görüşebildiği ülkelerarası sevgilisi anlattı.
Adamın restoranlarda yemekten, bir barda içmekten, sinemaya gitmekten, yeni insanlarla tanışmaktan katiyen zevk almadığını.
Bunca kısa zamandır birlikte oldukları halde, bazen onun yanında bile, tamamen kendi yalnızlığına gömülebildiğini.
Ha bire içini dinlediği için saçma sapan korelasyonlar kurduğunu; mesela yumurtanın susattığına ve süt ürünlerinin onu sümüklü yaptığına inandığını.

Her gece kış uykusu
Değişik bir kimse. Peki en büyük takıntısı ne?
Uyku!
Bu yüzden akşam 18.00'den sonra hiçbir şey yiyip içmiyormuş. 21.00'de yatağa giriyormuş. Kesinlikle yapay olarak ısıtılmamış-soğutulmamış, hava sıcaklığında bir odada, çırılçıplak yatıyormuş. Tıkırtıdan bile rahatsız oluyormuş. Işığın zerresine tahammülü yokmuş.
"Işık ve ses girmesin diye otel odalarında kapının altına, pencere kenarlarına gazeteler tıkıştırdık manyaklar gibi" dedi arkadaşım. Canım...
Ayılar bile kış uykusuna yatarken bu kadar hazırlık yapmıyor olabilirler.
Yapıyorlarsa da, onlar en azından birkaç aylık bir uyku için yapıyorlar.
Her gece böylesine titizlenmek...
Mecburmuş, eğer uykusunu alamazsa çekilmez bir yaratığa dönüşüyormuş.
İyi uyuduğu bir gecenin sabahına denk gelmiş olmalıyım. Benim gördüğüm adam çok uyumlu, yılların yalnızlığına rağmen de hoş sohbetti. Üstelik sohbeti kalabalıktı. İngilizceyi türlü aksanlarla konuşup kâh Pierce diye yaşlı bir çapkın kâh Richard diye yeniyetme bir şaşkın oldu; beni çok güldürdü.

Hayvan-insanlar
Son zamanlarda insanlığın geleceğine kafayı taktım. İnsanlık nereye gidecek?
Günümüzdekinden daha organize bir sürüye doğru mu?
Sürüden ayrılan ve giderek sayıları artan "yalnız insanlar" bu gidişin yönünü değiştirebilecek mi?
Üreselerdi, belki. Eğer bu yalnız insanlar üreyerek bu yalnızlık genini sonraki nesillere aktarsalardı, gelecekte, içgüdüleri ve çok gelişmiş duyularıyla -en az leoparlar, kaplanlar, ayılar kadar- yalnız yaşayan hayvan-insanlar ortaya çıkabilirdi.
Nitekim arkadaşım "Evet" diye bağırdı, "duyularının nasıl keskin olduğuna inanamazsın. Acayip görüyor, acayip duyuyor, acayip koku alıyor. Sabahları gökyüzünün rengi değiştiğinde uyanıyor."
Yuh. Ben bunun nesilden nesile aktarılarak gelişebileceğini düşünüyordum, böyle pat diye, hemen, olmaz ki!
Ne yazık ki -kimine göre de neyse ki- bu insanlar genellikle üremiyor.
- Çocuk istemiyor değil mi?
- Hayır.
- Çok rica etsek, sperm bankasına sperm verir mi peki?

"Sarmaş dolaş kollarında..."

İngiltere'de tek başına uyumak istemeyenler için "sarılan yastık" üretilmiş. İki kollu bir şey. Kollarıyla sarsın, kucaklasın, insanda sevdiği biri ona sarılıyormuş hissi yaratsın diye.
Şu bizim yalnız İngiliz, İngiltere'de pek yalnızlık çekmiyor olsa gerek. Hâlâ yalnızsa da, belli ki İngiltere'deki tek yalnız İngiliz o değil.
En muhtaçları hiç değil!
Kim böyle bir yastık satın alır?
Yalnız olmakla yalnız hissetmek arasındaki fark işte buradadır.

Müteahhitten al haberi: Gamzeli çift odalarını ayırmış

İclal Aydın ile Tuna Kiremitçi "odalarını ayırmışlar". Odaları ayırma detayı evliliğin ciddi krizde olduğunu gösteriyor, değil mi? Nitekim haberde "Evlilikleri çatırdıyor" deniyor. Peki bu "detay" evliliğin bitmek üzere olduğunu değil de; aksine, "sağlıklı" bir yola girdiğini gösteriyorsa?
ABD'deki Ulusal Müteahhitler Birliği bir araştırma yapmış.
Araştırmaya göre evinde iki ebeveyn yatak odası isteyen çiftlerin sayısı artıyormuş. Kalitesiz uyku; yani çiftlerden birinin horlaması, gece tuvalete kalkma, çocuk için uyanma, gece çalışma gibi sebepler yüzünden uyku kalitesinin düşmesi evlilikte sorunlara neden oluyormuş. Bu yüzden de giderek daha fazla çift ayrı odalarda uyuyormuş.
Şu "ayrılık" haberini yazmadan evvel, İclal Aydın'ı arayıp olayın aslını sormuşlar. "Kimden duydunuz? Yazacak mısınız? Yok böyle bir şey..." demiş.
Yazdılar.
Kimden duydularsa kaynağa güveniyor olmalılar.
Sahi, sizce kimden duydular?
Evlerinin müteahhitinden olmasın sakın!
Belki aynı zamanda magazin figürü de olan gazeteciler sırlarını gazeteci arkadaşlarıyla paylaşmadan önce şu "meşhur Çin atasözü(!)"nü hatırlamalılar:
"Söyleme basına, söyler basına."


PAZAR
"Pembe gözlükler cinsel, kırmızılar ise siyasetçi kimliğimi simgeliyor"
"Karikatür çabuk doğuyor, çabuk ölüyor. Resmin ömrü uzun"
İstanbul'un modern meyhaneleri
Rüya evleri onlar yapıyor
"Evli erkekler daha çok horluyor!"
İşte teknoseksüel gençlik
"İnternette çocuk pornosu altı yılda 30 kat arttı"
Siyasetin Belmondo'su
İstanbul zencileri koalisyonu
Batı köklerini arıyor
Tutulmanın etkisi
Kuzu uykuluğu nefis
Almanya ve Türkiye
Kilo verirken yağ yakmanın yolları
Sürüden ayrılan sperm bankasına...
Ölmeye değil gezmeye gittim!
"Şu Acayip Dünya"
"Premium" şaraplarımız artıyor





Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet