Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Mart 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sızıntı


Şemdinli olayları için TBMM Araştırma Komisyonu'nda "kaçak" var. İçeride verilen ifadeler, dışarı sızıyor.
Önce, Diyarbakırlı müteahhit Mehmet Ali Altındağ'ın ifadesi Van Savcısı tarafından iddianameye konuldu. Kıyamet koptu.
Kara Kuvvetleri Komutanı Büyükanıt'ı ve diğer komutanları çete kurmakla suçlayan bu ifadeyle patlayan gerilim, devlet krizi eşiğinden ancak yönetimin ve komutanların sağduyularıyla dönebildi.
İfade, Van Savcısı'na doğrudan AKP'li Musa Sıvacıoğlu tarafından gönderilmişti.
Ardından Hakkâri Belediye Başkanı Metin Tekçe'nin araştırma komisyonundaki ifadesi de basına sızdı ve yankılandı.
Önce belirteyim ki...
Altındağ'ın da Tekçe'nin de -medyada yer alan- ifadelerinin içeriğine kesinlikle katılmıyorum. Hatta karşıyım.
Ancak... Meclis Araştırma Komisyonu'nda verilen ifadelerin böyle dışarı sızdırılması, hem yasama gelenekleri hem hukuk açısından düşündürücüdür.
...........................
Meclis'in bir bakıma yargıya yardımcı olacak ön çalışmaları, "soruşturma" ve "araştırma" komisyonlarıyla yürütülür.
Soruşturma komisyonları, Meclis tarafından başbakanlar ve bakanlar için suç iddiaları üzerine kurulur, çalışmaları CMUK hükümlerine tabidir.
Komisyon, savcılık makamı gibi görev yapar.
İddiaları sabit bulursa, ilgili başbakan ya da bakanlar hakkında Yüce Divan'a gönderme önerisinde bulunur, karar TBMM'nindir.
Araştırma komisyonları ise ne yazık ki, sağlam yaptırımlara dayalı bir düzenlemenin konusu değildir.
Örneğin...
İfadesine başvurulacak olan şahıslar, komisyonun davetine rağmen istemiyorlarsa gidip konuşmayabilirler. Kimse zorlayamaz.
İfadelerin gizliliği ise çalışmalarda alınan kararlarla düzenlenir.
Şemdinli komisyonu çalışmaları ve alınan ifadeler için de -bildiğimiz kadarıyla- bu karar alınmıştır.
Ancak...
İfadeler hem sızmış hem de bizzat komisyon başkanı tarafından Van Savcısı'na gönderilmiştir.
Oysa...
Bu ifadeler, Araştırma Komisyonu'nun raporunda yer alıncaya kadar "resmi" değere sahip değildir.
Sadece komisyonda oylanan ve kabul edilen nihai rapor "bağlayıcı" olabilir.
Diğer ifadeler rapor yayımlanıncaya kadar kilitli tutulur. Rapordan sonra da Meclis arşivine gönderilir.
..........................
Şemdinli olaylarını araştırma komisyonunun nihai raporu henüz oylanmış, yayımlanmış değil ama "resmi" değeri olmadan orada verilen ifadeler böyle uluorta medyaya sızdırılır ve yayımlanırsa, bundan böyle oraya kim gelip de bildiklerini tam olarak anlatır?
Hakkâri Belediye Başkanı Metin Tekçe, "tehditler almaya başladığını" söylüyor.
Onun tam karşıtı doğrultuda tanıklık yapacak olanların da, ifadelerinin nasıl olsa sızacağı ve bu kez PKK ve yandaşlarından tehdit alacakları kaygısıyla konuşmamayı yeğlemeleri mümkündür.
..........................
Bir diğer tehdit türü, içeride söylenenler nedeniyle savcıların dava açmaları tehlikesidir.
Elbette 14'ü üye olmak üzere, uzmanlar ve diğer görevlilerden oluşan 30 kişi önünde suç niteliğinde ifadeler olmuşsa, yasalar uygulanır.
Ama...
Ne zaman?
O konuşmalar nihai raporda yer alır. Yer almamışsa, rapor yayımlandıktan sonra savcı tarafından tutanakların verilmesi istemiyle Adalet Bakanlığı'na başvurulur, Adalet Bakanlığı, Meclis Başkanlığı'ndan, Meclis Başkanlığı da, araştırma komisyonundan tutanakları ister. Tutanaklar aynı süreçle savcıya ulaştırılır.
Burada ise ilk olayda başkan, savcıya tutanak göndermiş.
İkincisinde ise savcı, "doğrudan" komisyondan tutanak istiyor.
Adalet Bakanlığı, Meclis Başkanlığı kademeleri devre dışı kalıyor.
Oysa... Araştırma komisyonları yargı'ya değil, Meclis'e karşı sorumlu.
Sadece Şemdinli için değil, gelecekte görev yapacak pek çok araştırma komisyonu için tehlikeli bir gelenek oluşabilir.
İçtüzükte sağlam ve güven verici hüküm değişikliklerine gerek var.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Çanakkale, milliyetçilik, Avrupa
ÇANAKKALE deyip de Mehmet Akif'in yazdığı des...
Çetin ALTAN
Sular altında boğulan zavallı Edirne...
Mart ayı hâlâ kapalı gökleri, düşük ısısıyla ...
Melih AŞIK
Merkez kaydı!
Günlük iç politika tartışmalarının ve iktidar...
Fikret BİLA
Binay: Yöntem rahatsız etti
Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'ni...
Hasan CEMAL
Orgeneral Özkök...
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök önc...
Güneri CIVAOĞLU
Sızıntı
Şemdinli olayları için TBMM Araştırma Komisyo...
Can Dündar
Duvar delen notalar
İsrail'e giderken Fazıl Say demişti ki;
Abbas GÜÇLÜ
İnternet melek mi, şeytan mı?
Çağımızın, hatta biraz daha öteye gidip tüm z...
Semih İDİZ
Türkiye "nükleer tehdit"e karşı arayış içinde
Askerlerin iç siyasete dönük olarak yaptıklar...
Sami KOHEN
Aynı nakarat...
ABD Başkanı George W. Bush'un hazırladığı "Ul...
Metin MÜNİR
Masonluk bahçesinde var bir yılan
1960 ihtilalinden sonra kurulan Adalet Partis...
Hasan PULUR
En büyük tehlike işsizlik...
TÜRKİYE'de işsizlik oranı kaç?
Derya SAZAK
Yerli doktor
Genç doktorların 14 Mart kırgınlığı sürüyor. ...
Meral TAMER
ABD'de 2025'e kadar nükleere tek kuruş yok
Amerika'da yaşayan okurum Hayrettin Kılıç'tan...
Tamer HEPER
Başvurmakta gecikmeyin
Kredi kartları konusu toplumu yakından ilgile...
Yaman TÖRÜNER
Emlakta global eğilimler
Dünyanın en büyük gayrimenkul fuarı MIPIM Fra...
Güngör URAS
STÖ (Bilerek, bilmeyerek) ülkeye kötülük ediyor
Kendilerini STÖ (Sivil Toplum Örgütü) olarak ...
Serpil YILMAZ
Türk yatları Körfez'de
Ortadoğu'nun en büyük yatçılık fuarı "Dubai I...
M. Ali BİRAND
Awacs çok pahalı bir oyuncak değil mi?
Yıllar öncesinden beri, Amerika Türkiye'ye AW...

© 2006 Milliyet