Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Aralık 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Lozan tartışmasında uzman görüşü


Lozan ile ilgili son yazıma aldığım tepkiler üzerine Bilkent Üniversitesi'nden konunun uzmanı Prof. Dr. Yüksel İnan'ı aradım. Kendisi de sağ olsun bizi kırmayıp şu bilgileri sundu:
"Lozan Barış Antlaşması'nın en çok tartışılan hükümlerinin [Kesim III (mad. 37-45)] objektif olarak ve Lozan Barış Konferansı Tutanaklarının ışığında değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında yarar bulunmaktadır.
Çok önemli bir husus antlaşmanın 44'üncü maddesinin birinci cümlesidir. ['Türkiye, bu kesimin bundan önceki maddelerindeki hükümlerin, Türkiye'nin Müslüman olmayan azınlıklarıyla ilgili olduğu ölçüde, uluslararası nitelikte yükümler meydana getirmelerini ve Milletler Cemiyeti'nin güvencesi altına konulmalarını kabul eder...'.]

Lord Curzon da ifade etti
Kanımca bu hüküm ülkemizde yaşayan Rum, Ermeni ve Yahudi kökenli vatandaşlarımızı kapsamaktadır ve esasen bu husus, en sonunda, Lord Curzon (İngiliz) tarafından da Lozan Barış Konferansı sırasında ifade edilmiştir.
Türkiye'nin, ülkemizdeki azınlıkları yalnızca 'Müslüman olmayan' vatandaşlarımızla sınırlı tutması yönündeki görüşü, Lozan Barış Antlaşması hükümleri, mad. 42 ve Lozan görüşmelerine uygundur.
Öte yandan, en fazla tartışılan hususlardan biri, Lozan Barış Antlaşması mad. 37 kapsamında da açıkça yer alan, mad. 39/4 ['Herhangi bir Türk uyruğun, gerek özel gerekse ticari ilişkilerinde, din, basın, ya da her çeşit yayın konularıyla açık toplantılarında, dilediği bir dili kullanmasına karşı hiçbir kısıtlama konulmayacaktır.'] hükmüdür.

Kabul ettirme çabaları
Azınlıklar Alt Komisyonu'nun 18 Aralık 1922 tarihli oturumunda, Müttefik devletler temsilcileri 'Azınlıkların Korunması'na yönelik 15 Aralık 1922 tarihli bir tasarıyı Komisyon'a sunmuşlardı.
Türk Temsil Heyeti de bu tasarıya 18 Aralık 1922'de bir karşı tasarıyla cevap vermiş ve sonuçta, Türk tasarısının mad. III/4 ve 5 hükümleri, Lozan Barış Antlaşması'nın mad. 39/4 ve 5 hükümlerini oluşturmuştur.
Bu husus, Müttefik devletler adına 'Türkiye'ye verilmiş tavizler' olarak değerlendirilmiştir. Çünkü, Batılılar, konferans süresince, Türkiye'de yaşayan ve Türk kökeninden olmayan kişileri de (Kürt, Çerkez, Arap gibi) Türkiye'ye azınlık olarak kabul ettirebilme çabası içinde bulunmuşlardır.

Hangi kapsama girecekler?
Türk heyeti, Lozan Konferansı sırasında bu başarıyı gösterememiş ve Türkiye'deki azınlıkları 'din' esasına dayandıramamış olsaydı, Lozan Barış Antlaşması mad. 39 hükmü kapsamına giren/girecek olan Türk vatandaşları acaba bugün hangi madde kapsamı içine girecekler ve mad. 44 kapsamına da dahil olacaklar mıydı?
Bunun cevabını Lord Curzon 9.1.1923 tarihli oturumda vermekte ve bunların mad. 39/4 nedeniyle, Türkiye tarafından belirtilen görüşleri (Türkiye'de gayrimüslimler dışında azınlık yoktur yönündeki görüşleri ve uygulamaları) bir güvence olarak kabul ettiklerini belirterek, bunların antlaşmanın öngördüğü uluslararası güvencelerin kapsamı dışında kaldıklarını vurgulamaktadır.

Hukukçu olmayan anlamaz
Bu nedenle, mad. 39/4'te ifadesini bulan 'Herhangi bir Türk uyruğu' kavramını, günümüz dünyasının gelişen koşullarını göz ardı etmeden, kelimeleri/kavramları mutat anlamlarıyla değerlendirmemizde, yorumlamamızda ve uygulamamızda, ülkemiz açısından sayılamayacak kadar büyük yararlar bulunmaktadır."
Bunlar, hukukçu olmayanların kolay anlayamayacağı bilgilerdir. "Hocam şunu sokaktaki adamın diline indirebilir miyiz? Madde 39/4'ü sadece Rum, Ermeni ve Yahudileri kapsıyor şeklinde mi yorumlamalıyız?" diye sorduğumuzda Yüksel Hoca'nın yanıtı netti:
"Bu madde ister Çerkez, ister Abaza, ister Nesturi ister başkası olsun herhangi bir Türk vatandaşını kapsar."

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Masada bir yalnız kadın
ULAŞTIRMA Bakanı Binali Yıldırım erkeklerle b...
Çetin ALTAN
Boza
Bazı sabahlar havalar günlük güneşlik olsa da...
Melih AŞIK
Büyük pazarlama
Haber dün birinci sayfamızda, "Rumlara AB Müj...
Fikret BİLA
Erdoğan'ın kimlik yorumu Anayasa Mahkemesi içtihadıyla çelişiyor
Şemdinli olaylarından sonra üst kimlik-alt ki...
Hasan CEMAL
Kimliğin altı, üstü!
Evet, üst kimlik - alt kimlik... Bağırıp çağı...
Yılmaz ÇETİNER
Mozaik bilmecesi!
Örnek: Anam Türk'tür, İzmirli. Onun babası Se...
Güneri CIVAOĞLU
Vergiden '0' atmak
Önce enflasyon yüzde 10'un altına indi. Sonra...
Can Dündar
Fikri iktidarda, kendi yargıda
Masamın üstünde bir iddianame var:
Hurşit GÜNEŞ
Vergi indirimi neden yapıldı? Neye yarayacak?
Önceki gün Başbakan Erdoğan AKP Meclis Grubu ...
Doğan HEPER
Öğretmenler kaç parça?
AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Reh...
Semih İDİZ
Lozan tartışmasında uzman görüşü
Lozan ile ilgili son yazıma aldığım tepkiler ...
Sami KOHEN
Cüsseli olmanın sıkıntısı...
TÜRKİYE'nin AB üyeliği konusunda her gün fark...
Hasan PULUR
Futbol uleması demiş ki!
BAŞBAKAN "Ulemaya sormalı" dedi diye kıyamet ...
Derya SAZAK
Kyoto eylem günü
Dünya küresel ısınmaya karşı ayağa kalkıyor. ...
Meral TAMER
Okurlarımızdan Prof. Aşkın'a sevgi çemberi
Gerek Van Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yüce...
Yaman TÖRÜNER
Kurumlar vergisinde indirim bir harika
Muhalefet uyuyadursun, hükümet hem gündemi ta...
Güngör URAS
Vergide yabancı 'memnun olsun' (...Yerli ne olursa olsun!)
Başbakanımız, "kurumlar vergisi yükünün Türk ...
M. Ali BİRAND
Kredi kartları batağı mutlaka kurutulmalı
Kredi kartları hepimizin günlük yaşamının en ...

© 2005 Milliyet