Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Aralık 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Masada bir yalnız kadın


ULAŞTIRMA Bakanı Binali Yıldırım erkeklerle bir masada, eşi Semiha Hanım ise tek başına ayrı bir masada yemek yiyor!.. Sabahleyin ilk tepkiyi eşimden görüyorum:
"Bu kadar da olmaz ki!"
İşyerime geliyorum, bilgisayarımda bazı okuyucularımdan tepki mesajları var. Hatta biri şöyle yazıyor:
"Hepiniz aynı kafadasınız! Sen hiç karını alıp restorana gittin mi? Gittinse bile eminim böyle haremlik selamlık yapmışsındır!"
Akşam Doğan Kitapçılık tarafından "Türkçe Sevmek" kitabının yayını için düzenlenen kokteyldeydim. Bir grup okumuş, meslek sahibi kadınla sohbet ediyoruz. Tabii tepki gösteriyorlar:
- Bu kadar da olmaz ki!
Düşünülüyordu ki, bu bir haremlik selamlık uygulamasıdır! Bakan Yıldırım, eşini erkeklerin masasına almamış, "namahrem" diye tek başına bir masaya oturtmuştu!
Elbette "Bu kadarı da olmaz"dı.

'Bir anlayalım hele'
Peki ama Semiha Hanım sabahtan beri politik toplantılarda, protokolde, görüşmelerde sıkılmış olamaz mıydı? Bu yemeği şöyle ayrı, kendi başına yemek, kendini dinlemek istemiş olamaz mıydı?
Cevaplar şöyle:
- Olabilir ama bunları biliyorsunuz! Bakalım öyle mi?
Ben de 'Evet, bakalım, acele yargıda bulunmayalım' dedim
Sabahleyin gazetelere baktım. Hürriyet'te yeni bir fotoğraf var: Aynı günün sabahı Semiha Yıldırım, eşi Binali Yıldırım'la beraber, aynı masada, birçok erkekle birlikte oturmuş kahvaltı yapıyor!
Demek ki "haremlik selamlık" veya "namahrem" meselesi değilmiş!
Semiha Hanım da "Yalnız oturmak benim tercihimdi..." diye açıklama yapmış!
Halbuki zihnimizdeki şablonla kolayca hüküm vermiştik: Haremlik selamlık, bunlar böyledir zaten, falan...
Bir gazeteci arkadaşımız da Semiha Hanım'a şu soruyu sormuş:
- Erkekle el sıkışmak sizce günah mı?!
Semiha Hanım'ın cevabı:
- Ben bir eğitimciyim, öyle şey olur mu!
Ve 'İslami feminist' bir kuruluş olan Kadın Platformu'nun önde gelen üyelerinden türbanlı Nuriye Özsoy'un sözleri:
- Kocam beni ayrı oturtmak isteseydi ben de onun gözünü morartırdım!
Şunu da belirteyim, Türkiye'de akademik tezlere konu olmuş "İslami feminizm" akımları vardır!
Evet, bu tablo, "bunlar böyledir" şablonunu doğrulamıyor!

Şablon ve gerçek
Uzak ve yakın atalarımız hiç "feminizm" ve "İslam" kavramlarının bir araya gelebileceğini, kadınla erkeğin tokalaşmasında hiçbir dini sakıncası yoktur diye ilmihal kitaplarının yazılacağını, tesettürlü kadınların okumak isteyeceğini düşünmüş müydü?!
Oluyor işte... Ama zihnimizdeki eski şablonlar, hayatın bu yeni çok renkliliğini, çeşitliliğini görmemizi zorlaştırıyor.
Medresenin 'mümin' tiplemesi de resmi ideolojinin 'çağdaş' tiplemesi de kendi yönlerinde 'tekçi' şablonlar yarattı, zihnimize yerleştirdi.
Eski şablonları yeni yeni kırıyoruz. İslamcılığın da resmi laikliğin de konvansiyonel kalıplarına uymayan, daha çeşitlenmiş, çoğulculaşmış, daha 'serbest' yeni olgular ve anlayışlar oluşuyor. Liberalizmin tarihimizde hiç olmadık kadar fikir dünyamıza girmesinin sebebi de budur.
'Çağdaşlığın' da tek tip olmadığını fark ediyoruz, sosyologların "çoklu modernleşmeler" dediği çeşitliliklerle tanışıyoruz.
Modernleşme zorunlu olarak çeşitlilik yaratıyor. Bir arada yaşamanın formülü, hoşgörüdür.
Asıl modernlik budur: Birbirimize hoşgörü gösterelim, kavga etmeyelim, "işimize bakalım."

t.akyol@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Masada bir yalnız kadın
ULAŞTIRMA Bakanı Binali Yıldırım erkeklerle b...
Çetin ALTAN
Boza
Bazı sabahlar havalar günlük güneşlik olsa da...
Melih AŞIK
Büyük pazarlama
Haber dün birinci sayfamızda, "Rumlara AB Müj...
Fikret BİLA
Erdoğan'ın kimlik yorumu Anayasa Mahkemesi içtihadıyla çelişiyor
Şemdinli olaylarından sonra üst kimlik-alt ki...
Hasan CEMAL
Kimliğin altı, üstü!
Evet, üst kimlik - alt kimlik... Bağırıp çağı...
Yılmaz ÇETİNER
Mozaik bilmecesi!
Örnek: Anam Türk'tür, İzmirli. Onun babası Se...
Güneri CIVAOĞLU
Vergiden '0' atmak
Önce enflasyon yüzde 10'un altına indi. Sonra...
Can Dündar
Fikri iktidarda, kendi yargıda
Masamın üstünde bir iddianame var:
Hurşit GÜNEŞ
Vergi indirimi neden yapıldı? Neye yarayacak?
Önceki gün Başbakan Erdoğan AKP Meclis Grubu ...
Doğan HEPER
Öğretmenler kaç parça?
AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Reh...
Semih İDİZ
Lozan tartışmasında uzman görüşü
Lozan ile ilgili son yazıma aldığım tepkiler ...
Sami KOHEN
Cüsseli olmanın sıkıntısı...
TÜRKİYE'nin AB üyeliği konusunda her gün fark...
Hasan PULUR
Futbol uleması demiş ki!
BAŞBAKAN "Ulemaya sormalı" dedi diye kıyamet ...
Derya SAZAK
Kyoto eylem günü
Dünya küresel ısınmaya karşı ayağa kalkıyor. ...
Meral TAMER
Okurlarımızdan Prof. Aşkın'a sevgi çemberi
Gerek Van Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yüce...
Yaman TÖRÜNER
Kurumlar vergisinde indirim bir harika
Muhalefet uyuyadursun, hükümet hem gündemi ta...
Güngör URAS
Vergide yabancı 'memnun olsun' (...Yerli ne olursa olsun!)
Başbakanımız, "kurumlar vergisi yükünün Türk ...
M. Ali BİRAND
Kredi kartları batağı mutlaka kurutulmalı
Kredi kartları hepimizin günlük yaşamının en ...

© 2005 Milliyet