Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Ağustos 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Başbakanlık binasına "beyaz plastik pencere"


Başbakanlık binası Cumhuriyet tarihinin ilk yapılarındandır. Dünyanın en başarılı mimari eserlerinden örnekler verilen, yabancı yayınlara geçen bu binanın "sürme mekanizmalı" ahşap pencereleri söküldü. Atıldı. Yerine, içeriye doğru açılan iki kanatlı beyaz plastik pencereler takıldı.
Ne var bunda ki diyerek sual eyleyeceksiniz. Ben de uzun uzun anlatacağım, "çok şey var!.." Her şeyden önce "yozlaşma var". Çizgimizi yukarıya itecek yerde, aşağıya çekiyoruz. Çizgimizi yukarı itecek olanlar bu ülkenin liderleridir. Lider demek, "toplumun önünde koşan, topluma örnek olan, toplumu ileriye götüren, toplumun çizgisini yukarıya iten kişi" demektir. Başbakan bu toplumun lideri olmak zorundadır. Başbakan, yaşamı ile, yaptıkları ve ettikleri ile topluma örnek olmak zorundadır.
Başbakanlık binasının, mimarisi ile, döşemesi ile, içindekilerin yaşam tarzı ile bu toplumun önünde olması, dosta - düşmana, içeridekilere - dışarıdakilere "güzellik - medeniyet - zevk" mesajı vermesi beklenir.
Mustafa Kemal, Ankara'yı yoktan var ederken, devlet dairelerini yaptırmaya başlarken o dönemin en ünlü mimarı olan Avusturyalı Clemens Holzmeister'i (1886 - 1983) Ankara'ya getirtti. Ankara'daki bakanlık binalarının ve resmi dairelerin çoğunu, Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nü, Genelkurmay Başkanlığı'nı, Orduevi'ni, Harp Okulu'nu, TBMM binasını, 1927 - 1938 yılları arasında Holzmeister çizdi. Bu binalar onun çizimiyle yapıldı.
Sedat Hakkı Eldem, Holzmeister ile çalışan ünlü bir Türk mimarıdır. Ankara'da Gümrük ve Tekel Binası yapımına karar verilince proje için uluslararası yarışma açıldı. Çok sayıda yabancı mimarın katıldığı yarışmayı Sedat Hakkı Eldem kazandı. 1934 - 1937'de yapılan bu bina, bugün Başbakanlık Binası olarak kullanılıyor. Bina, bir Türk mimar tarafından çizilmiş, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk modern binası olması yanında, çizimdeki başarı nedeniyle de dünya mimarlık çevrelerinde beğeni toplamıştır.

Binada ben de çalıştım
Bakınız, Ağa Han Vakfı tarafından yurtdışında bastırılan bir kitapta bu bina için neler anlatılıyor: "Bina, dışarıdan olduğu kadar içeriden de büyük itina ile olgunlaştırılmıştır. Mobilyalar aynı düşünce ile planlanmıştır. Mobilya ihale evrakı benzeri hiçbir bina için yapılmamış mükemmeliyette idi. Kalitenin aranması ve elde edilmesinde o zamanki genel müdür Mithat Bey ve Bakan Ürgüplü'nün büyük etkisi olmuştur. Daha sonra Başbakan tarafından kullanılan odayı Selahattin Refik Bey, Fransız eşyaları ile dekore etmiştir... Bina Ankara'nın en itinalı ve sağlam yapılmış binalarından sayılır... Çift pencerelerin özelliği, ağırlıklı ve birbirine girik olmasıdır. Bu sayede kolaylıkla açılabilir ve temizlenebilir."
1963-1975'te DPT (o zamanlar çalışanların tümü 85 kişi idi) bu binanın bir bölümünde faaliyet gösteriyordu. Ben bu binanın bir odasında Sedat Hakkı Eldem'in çizdiği pencerenin önünde on bir yıl oturdum. O pencerelerin nasıl olduğunu biliyorum. Pencerelerin içinde yapımcı Avusturya firmasının ismi vardı. Bir parmak ile yukarı kalkar, aşağıya inerdi. Alttan veya üstten odayı havalandırma imkanı verirdi.
İşte sökülüp atılanlar pencereler bu pencereler. Önce mobilyalar atıldı. Yerine "köylü kızı çeyizi" tipi mobilyalar konuldu. Alacalı bulacalı perdeler asıldı. En sonunda da Avusturya yapımı ahşap pencereler sökülerek yerine beyaz plastik pencereler takıldı.
Allah rızası için söyleyiniz... Bütün bunların, tarihi camilerdeki el yapımı halıları makine halısıyla, tarihi topbak şamdanları floresan tipi lambalarla, üzeri yazılı bakır tasları plastik yeşil maşrapalarla değiştirmekten ne farkı var?
Hadi diyelim ki Başbakanımız işinin çok olması nedeniyle olanı biteni izleyemiyor. İyi de... "Tarihi eser olarak korunması gereken binaların başında gelen bu binanın" pencereleri ve iç yapısı değiştirilirken bizim mimarlarımız ve de onların meslek kuruluşlarının acep neden sesi çıkmıyor?

guras@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Atina Olimpiyatları ve Kosmos'un sambası...
2004 Atina Yaz Olimpiyatları'nın; eski Yunan ...
Melih AŞIK
Öyle bir hikâye
Uzun yıllar önce Viyana'nın ünlü Hofburg Sara...
Fikret BİLA
Sorular
Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'nın, yazlık e...
Hasan CEMAL
Kekik kokusu!
Güneş yeni doğuyor. Deniz kıpırtısız. Ve insa...
Can DÜNDAR
Mum
Sahne 1:
Abbas GÜÇLÜ
Zorunlu bağış yokmuş!
Kayıtlarla birlikte, velilerin çilesi de başl...
Mehmet Y. YILMAZ
Bingöl'de 84 küçüğümüz öldü ama tek suçlu bulunamadı!
Körfez Depremi'nden sonra Türkiye'de birçok ş...
Hasan PULUR
Başyazarın köşesi Atmacanın kafası...
İŞTE buna iltifat-ı şahane derler.
Derya SAZAK
117. ölüm
Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde ölüm orucunu sürd...
Meral TAMER
Bakan Akdağ, Roche olayını değerlendirdi
Roche'la SSK arasındaki skandala dönüşen ilaç...
Tamer HEPER
Beşiktaş, Namoğlu'nu çok arayacak
Beşiktaş'ın çehresi değişmişti. Beşiktaş ilçe...
Osman ULAGAY
Dış açıktaki sorunu bu hükümet çözebilir mi?
Her zaman uğradığım şarküteride farklı bir İt...
Güngör URAS
Başbakanlık binasına "beyaz plastik pencere"
Başbakanlık binası Cumhuriyet tarihinin ilk y...
Serpil YILMAZ
"Her şey dahil" cola'yı da keşfetti!
Son iki yazımda Akdeniz çanağında yeni yatırı...

© 2004 Milliyet