|


Bitmeyen bir körebe oyunu...
Önce bayramınız kutlu olsun. Her şey gönlünüzce olsun... Bayram tatili nedeniyle yollara düşenler yoğunlaşınca, trafik kazaları da yine artmaya başladı. Her bayram yüzlerce insan ölüp yaralanıyor, tatile giderken de, geri dönerken de...
Görevlilerin de uyarıları sıklaştı:
- Trafik işaretlerine dikkat edin, aşırı hız yapmayın, kuralları çiğnemeyin.
***
Deniz Som'un yeni yayımlanan "Rönesansta Neredeydin? - karşılaştırmalı tarih" kitabında, trafik kazalarıyla da ilgili "ölümcül" adlı küçük bir bölüm var. Deniz Som'a elektronik postayla gönderilmiş, bir hayli garip ölümcül kaza haberlerinden yansıtılmış.
***
İşte Som'un kitabındaki, bir hayli garip ölümcül kaza haberlerinden birkaç örnek:
"Beş kişilik bir otomobile 11 kişiyi bindirip kontrolü kaybettikten sonra viyadükten uçarak, İstanbul Molla Gürani Viyadüğü'nde olduğu gibi..."
***
"Trafik kazasından yaralı olarak kurtarılıp, hastaneye kaldırılırken cankurtaranın trafik kazası yapması ile, Türkiye'nin hemen her yerinde olduğu gibi..."
***
"Keskin virajda motosikletle karşılaştığı tanıdığına selam vermek için gidonu bırakıp karşılıklı çarpışmak sureti ile, Konya Meram Mahallesi'nde olduğu gibi..."
***
"Otoyolda giderken oynak bir şarkı çalması üzerine otomobili kenara çekip göbek atarken, gelen taşıtların altında kalarak, Adapazarı Hendek'te olduğu gibi..."
***
İki tane de, trafik dışı bir hayli garip ölümcül kaza:
"Tıraş olurken berberin 'rahatlatır' diyerek, boynu aniden sağa sola çevirmesi sonucu boyun kırılması ile, Erzurum, Merkez Berber Salonu'nda olduğu gibi..."
***
"Yolda yürürken kafaya balkon düşmesi ile, İstanbul Dudullu'da olduğu gibi..."
***
Bektaşiye sormuşlar:
- Bin Ladin kurban kesiyor mu?
- Hayır kesmiyor, kurbanları patlatıyor...
- Neyi dağıtıyor o zaman?
- Başkan Bush'un aklını...
- Peki, kimlere dağıtıyor?
- Teröre karşı olan çağdaş Müslümanlara...
***
Atmak üstüne bazı çeşitlemeler:
Ayak ayak üstüne atmak...
Çamur atmak...
Ok atmak...
Meteliğe kurşun atmak...
Dayak atmak...
Kuru sıkı atmak...
Taş atmak...
Kıtır atmak...
Kafa atmak...
Gol atmak...
Ve şimdi bir soru:
- Bunlardan hangisine diplomaside "vücut dili" deniyor?
***
Yerli bir diplomat, Avrupa Birliği diplomatlarıyla görüşmeye giderken, ip bağladığı küçük bir kütüğü de, sürükleyerek beraberinde götürmüş.
AB diplomatları eğilip kütüğü okşamışlar:
- Bu ne güzel köpek böyle, demişler.
Yerli diplomat:
- Onun neresi köpek, demiş; o küçük bir kütük...
AB diplomatları şaşkın şaşkın birbirlerine bakarak uzaklaşmışlar. Kendi aralarında:
- Belki biraz uçuk ama, demişler, kafayı tümden yememiş...
Yerli diplomat ise eğilip okşamış kütüğü:
- Gördün mü Fifi, demiş, bu salakları da atlattık...
***
Ahmet Muhip Dranas'ın "Bayram" adlı şiirinden, ilk dörtlükle bitirelim yazıyı:
Dışarıda bayram;
Bayram bize mahrem.
Sultanım bir tanem
Doldur içelim...
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|