26 Ocak 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Ebe tepe düz, Efe doğuyor

     Henüz Efe’yle tanışmadık. Umuyorum ki siz bu yazıyı okurken biz tanışmış olacağız. Efe’nin bundan haberi yok tabii. Onun zaten henüz dünyadan haberi yok. Suyun içinde yaşıyor. Şılap şılop bir o yana, bir bu yana dönüyor. Burası niye bu kadar dar diye düşünüyor, düşünebiliyorsa eğer. Sıkılıyor. Sıkılınca eller, ayaklar topyekün çırpınıyor. Çok acayip bir yaratık!
     Hakikaten bir yaratık. Bir süredir Bige’nin karnını korku filmi gibi izliyorum. Hani insan bakmak istemez ama bakmaktan da kendini alamaz ya. Efe sağa kayıyor, göbek hoop sağa kayıyor; sonra orada tuhaf hareketler, dalgalanma gibi bir şeyler oluyor. Göbeğin içinde bir insan yavrusunun yaşıyor olması fikri beni dehşete düşürüyor. Bige vücudunda bir insan üretiyor. İlkokulda yaptığımız pamuklar içinde fasulye çimleme deneyi gibi... Bu, biyoloji!
     Biyoloji biliyor olmam, biyoloji diye bir şey bilmeyen ilk insanların her geçen gün biraz daha büyüyen bir göbek karşısında nasıl korku ile karışık bir saygı duyduklarını az çok tahmin etmeme engel değil katiyen.
     Gerçi onların hislerini daha doğru tanımlayan kelimeler dehşet ve tapınma olmalı. Bebeğin başı ilk çıktığında erkek "Ooo haaa!!" demiş olmalı. Ve tam o anda anaerkil toplum düzeni icat olunmuş olmalı. Böyle olmalı. Sonradan bu düzeni bozanlar, olup biteni vajina, penis, yumurta, sperm, rahim, cenine indirgeyenler acilen cezalandırılmalı! Hayat baştan yaşanmalı. Mümkünü yok, insanoğlu yeniden anaerkil olmalı.
     Bir de ben insanları hem suda hem karada yaşatacak bilimsel gelişmeleri bekliyorum acilen. Bebekler doğduktan sonra bir süre daha suyun içinde nefes alabiliyorlarmış. Efe’yi öyle bir yetiştirelim ki hem suda hem karada yaşasın diye atladım tabii hemen. Olmuyormuş. Neden olmuyor? Olsa şık olur. Bu deney uğruna ben de mi doğursam acaba? Adını da Timsah koyarım.
     Yeni doğmuş bebek görmüştüm bir seferinde. Çok çirkin, mor ve buruşuk oluyorlar. Bu da doğum sonrası depresyonunu gayet iyi açıklıyor. Kadın dokuz ay sıkıntı çekiyor, acılar içinde kıvranarak ya da narkoz altında göbeği kat kat kesilip kat kat dikilerek bir bebek doğuruyor; sonra bir bakıyor çirkin bir şey... Ve herkes ondan, bu canlıyı çok çok çok, kendinden bile çok sevmesini bekliyor. Bige sezaryen olacağına seviniyor. "Düşünsenize," diyor, "boşuna mı ebelere küfür diye bir şey var. Kadın kim bilir ne çok acı çekiyor ki kendine gelir gelmez ilk iş ebe tepe düz gidiyor."
     Neyse işte Efe doğuyor. Hepimiz başına üşüşüp gak dedi, guk dedi, gülümsedi galiba, bak babası seni tanıdı, annesini mi istiyor acaba, yok yok uykusu var onun, ellere bak minicik, böyle ayak mı olur diyeceğiz. Bir süre manasız gözlerle bize bakıp, tahmin ediyorum mütemadiyen ağlayacak. Sonra...
     Sonra büyüyecek. Ve -çok fena!- büyüdüğünde bana büyük ihtimalle "Tuba Teyze" diyecek.
     
     tubakyol@yahoo.com
     



 CUMARTESİ


"Şımarık" caz oldu
Paris-Dakar Rallisi’ni bitiren ilk Türk...
Vanilyalı sarışın
Malta’nın "derin" tarihi
Haftanın Buluşma Noktaları
Besteciler beğendi
Ne var, ne yok?
Kediniz hazine arıyor
Aranıyor
May neyim iz...
Ebe tepe düz, Efe doğuyor


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet